Yaratan yarattığını bilmez mi?

Categories Dinin Kaynağı Nedir?Posted on

“Yaratan Yarattığını Bilmez mi?” Böyle soruyordu Kuran ayeti (Mülk Suresi 14).

Hiç şüphesiz yarattığını en iyi Allah bilirdi. Tam olarak neye ihtiyaç duyduğunu, aklına ve kalbine hitap edecek ve onun insan onuruna yaraşır şekilde yaşamasını sağlayacak şeylerin neler olduğunun reçetesini sadece Allah yazabilirdi.

Hep bir arayış içinde hayatımıza renk katmaya, içinde bulunduğumuz anı bir şekilde anlamlı ve yaşanır kılmaya çalışırız.

Daima gelecekle ilgili planlar yapar ve bizim için gerçekte neyin iyi olduğunu ve hangi kararın doğru olduğunu bilmek isteriz.

Oysa ihtiyaç duyduğumuz reçetenin Rabb’imizin sözleri olduğunun farkında değiliz. Farkında olmadığımız için de çareyi hep başka yerden bekleriz. Onlarca kitap, dergi karıştırır, olmadı onlarca kişiden görüş alır, “Acaba ihtiyaç duyduğum şey tam olarak nedir?” diye kendimize sorarız ama bir türlü Rabb’imizin sözlerine bakmayız.

Allah, bunca nankörlüğümüz karşısında bizi bir başımıza bırakıp yeryüzünün acımasızlığına terk etmesi gerekirken, sonsuz rahmeti sebebiyle bir başımıza bırakmamış ve vahiy ile şereflendirmiştir.

Biz ise âlemlere rahmet kaynağı olan vahiyden yüz çevirerek, kendi elimizle en büyük kötülüğü yapmışızdır kendimize. Bugün bu kadar zulüm, işkence, zorluk ve kargaşa varsa yeryüzünde, bunun en büyük sebebi biziz. Çünkü biz, hem kendi benliğimizdeki hem dış dünyadaki hem de vahiy yoluyla indirilen ayetlerden yüz çevirdik.

Oysa Allah’ın apaçık ayetlerinden yüz çevirerek doğru olanı göremezdik. Yeryüzünün tüm zenginlikleri bir araya toplansaydı, yine de Allah’tan gelecek tek bir ayetin bedeli olamazdı.

Allah’ın sözlerinden başka hiçbir şey, varlığa bu kadar anlam kazandıramazdı. Bizi herkesten iyi bilen ve bizi herkesten iyi edecek olan Allah değil miydi? Bizi karanlıktan aydınlığa çıkartacak, ruhumuzun kilitlerini çözecek, bizi özümüze döndürerek kendimize getirecek ve bizi gerçek anlamda özgürleştirecek olan da Allah’ın sözleriydi.

“Gök çatlayıp yarıldığı zaman, yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman, denizler fışkırtıldığı zaman, kabirlerin içi boşaltıldığı zaman, (her) nefis, bilmiş olacaktır önden gönderdiğini de arkaya bıraktığını da. Ey insan, bu kadar yüce ve cömert olan Rabb’ine karşı seni aldatıp yanıltan nedir? Rabb’in ki seni yarattı, düzgün hale koydu, en güzel ölçülerle şekillendirdi. Dilediği herhangi bir biçimde seni oluşturdu. Hayır, iş sanıldığı gibi değil! Siz hesap gününü yalanlama (eğiliminizi) hep içinizde taşıyorsunuz. Üstelik üzerinizde (sizi) gözetleyip hafızaya kaydediciler olduğu halde. Çok değerli kaydediciler. Yaptığınız her şeyi kaydederler. Şu da kuşkusuz: (Sorumluluk bilinci ile davranan) erdemli kişiler tam bir nimet içindedir, kötülerse cehennemin ta ortasında. Hesap günü girerler oraya. Ondan kurtulmaları asla mümkün olmayacak. Hesap gününün ne olduğunu sana bildiren nedir? Evet, hesap gününün ne olduğunu sana bildiren nedir? Hiçbir insanın (nefsin) başka bir insana (nefse) (en ufak bir) fayda sağlayamayacağı bir gündür o. O gün, buyruk yalnız Allah’ındır!” (İnfitar Suresi)

Ey nefsim! Ey insan, bu kadar yüce ve cömert olan Rabb’ine karşı seni aldatıp yanıltan nedir? Ömür bu kadar kısayken dünyalık emellerini değil, hayırlı amellerini artır. Hesap günü sevinç ve mutluluk içinde göğsüne şeref madalyanı taktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir