Vahyi Allah açıklar

Categories Dinin Kaynağı Nedir?Posted on

Allah dini konularda bazı şeylerin açıklamasını yapıp bazı şeylerin açıklamasını başkalarına bırakmaz. Din Allah’ın dini ise o din için gerekli olan her şeyi açıklamak da başkasının değil Allah’ın işidir.

Rabbimiz ayetleri için peygamberimize: “Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme! Onu toplamak ve okumak bize düşer. O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle. Sonra onu açıklamak da bizim işimiz olacaktır.” diyor (Kıyamet Suresi 16-19).

Dikkat edilirse ayette onu açıklamak senin işin denilmiyor, bizim işimiz deniliyor. Rabbimiz, peygamberimize insanlar arasında nasıl hükmedeceğini kendisine göndermiş olduğu vahiy ile öğrettiğini söylüyor: “Şüphesiz, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hükmetmen için biz sana Kitab’ı hak olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.” (Nisa Suresi 105).

Ayetler açık bir şekilde din adına gerekli olan açıklamayı sadece Allah’ın yaptığına ve peygamberimizin de kendisine gelen vahiy tamamlanmadan önce Allah’ın hükmü konusunda acele etmemesi gerektiğine vurgu yapıyor: “Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan önce onu anlamak (hakkında görüş sahibi olmak) için acele etme; ‘Rabbim, ilmimi artır!’ de.” (Taha Suresi 114).

“…İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar ki akıl erdiresiniz.” (Bakara Suresi 242).

“…Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.” (Hadid Suresi 17).

“…İşte biz aklını kullanan bir toplum için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.” (Rum Suresi 28). “…Ayetlerimizi kavrayabilmeleri için nasıl da inceden inceye açıklıyoruz.” (En’am Suresi 65).

İnsanların peygamberimize sordukları bazı soruların Kur’an’da açıklandıklarını görüyoruz. Demek ki Allah bu soruların açıklığa kavuşturulmasını dilemiş ve peygamberimize gönderdiği ayetler ile bu sorulara açıklık getirmiştir.

“Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki…” (Bakara Suresi 215).

“Sana nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki…” (Maide Suresi 4).

“Sana saatin (kıyametin) zamanını soruyorlar. De ki…” (A’raf Suresi 187).

Bu türden ayetler açık bir şekilde peygamberimize sorulan sorulardan cevaplanması gerekenlerin peygamberimiz tarafından değil bizzat Allah tarafından açıklanıp cevaplandığını göstermektedir. Ayetlerde “Sana şunu soruyorlar. Sen onlara açıkla” denilmiyor. “De ki:” denilerek açıklama yapılıyor.

Yine başka bir ayette bu durum çok açık bir şekilde ifade ediliyor: “İşte biz, ayetlerimizi böyle inceden inceye açıklıyoruz ki sana: ‘Sen gerçekten ders almışsın (bunları bir yerden okumuş, öğrenmişsin)’ desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu iyice açıklamış olalım.” (En’am Suresi 105).

Bununla birlikte “Sana… soruyorlar” kalıbı dışında da birçok ayette “De:” ile başlayan ve insanların muhtemel sorularına ya da sorunlarına cevap veren ayetlerin varlığı da tüm bunların Allah tarafından açıklığa kavuşturulduklarını göstermektedir.

Rabbimiz ayetlerini yine ayetleri ile açıklıyor. Kur’an kendi kendisinin tefsiridir. Kur’an’ı anlamanın yegâne yolu Kur’an’ı kendisi ile anlamaktır.

Bir şey ayetler yolu ile açıklanmamışsa demek ki o şey dinen gerekli değildir ve bizim şahsi tercihimize, görüşümüze bırakılmıştır: “Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur’an indirilmekteyken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetmiştir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşak davranandır.” (Maide Suresi 101).

Dinen gerekli olmayan bir şeyi Allah açıklamadığı için, peygamberimiz bu konularda bir açıklama yapamaz. Bu türden konular helal dairesi içinde insanların kişisel tercihlerine bırakılmıştır. Buna rağmen Allah’ın gerek görmediği için açıklamadığı birçok şey örneğin insanların hangi renkleri ve ne türden kumaşları giymeyi tercih edeceklerinden, nasıl yemek yiyeceklerine ve hangi metalleri takı olarak kullanabileceklerine kadar dinde olmayan, insanların kişisel tercihleri ve toplumlarının kültürleri ile alakalı olan birçok detay peygamberimizden sonra peygamberimiz üzerinden açıklanmaya ve dinselleştirilmeye çalışılmıştır.

Böylece evrensel kuralları olan bir din, uydurulan rivayetler sebebiyle yöresel örf ve adetlere boğularak evrenselliğinden saptırılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir