Vahye uymak yalnızlık getirir

Categories Kur'an'a Göre DinPosted on

Tarihin her döneminde gelen vahye toplumun büyük bir kesimi karşı çıkarken, az sayıda bir kesim inanır. İnananlar bütün varlıklarını o vahye adar ve gereğini yerine getirmek için her fedakârlığı yaparlar.

Bunun için inanmayanlarla araları açılır, icabında en yakın akrabalarından dışlanır, horlanır, mahrumiyetler ve boykotlar yaşar, ezilir, işkence görür, evlerinden, mallarından, ticaret ve servetlerinden, makam ve mevkilerinden olur, inançları ve canları tehlikeye girince yaşadığı toplumu terk ederek yaban ellerde bir yuvaya ve bir ekmeğe muhtaç muhacir/mülteci olarak yaşamaya mecbur kalırlar.

Bunu peygamberlerin ve ilk müminlerin hayat hikâyelerinde görüyoruz. Bütün bunlar inandığı vahyin kişilere verdiği hayat, sağladığı hürriyet, eşitlik, hak ve adalet, verdiği onur ve huzur, dünyada ve ahirette vadettiği üstünlük, zafer ve kurtuluş uğruna olmaktadır. Artık bu öğretiler o insanlar için her şeyden daha değerli ve hem dünyada hem ahirette tek kurtuluş yolu olduğundan onları korumak ve yaşayıp yaşatmak için müminler gerekirse uğrunda mallarını ve canlarını feda ederler ve etmektedirler.

“Biz hangi memlekete peygamber gönderdiysek şımarık ileri gelenleri onlara ‘Biz sizin getirdiğinize inanmıyoruz, hem biz gerek mal mülk gerek çocuklar bakımından sizden daha güçlüyüz’ dediler” (34 Sebe’/34) ayetinin belirttiği gibi, bütün toplumlarda, istisnalar dışında, vahye seçkinlerin, egemenlerin, aristokratların, kapitalistlerin ve mütref/şımarık zenginlerin değil de, ezilenlerin, dışlananların, horlananların, ötekileştirilenlerin, hak ve hürriyetleri ellerinden alınmışların, yoksul ve güçsüz (müstaz’af) bırakılmışların inanmasının ve sarılmasının, bunun için her türlü baskıya, haksızlığa, dışlanmaya, yoksulluğa, işkenceye ve zulme uğramayı göze almalarının sebebi budur.

Çünkü vahiy, sapmaların karanlıkları (zulumât) içinde egemen olan cahiliyyenin tahakkümü altında kaybedilen bütün bu değerleri ve hakları yeniden insanlara vermekte ve kurtuluş yolunu aydınlatarak bunlara kavuşma yolunu göstermektedir.

Onun için vahiy yeni bir hayattır. “Ey müminler! Size hayat verecek vahye çağırdığı vakit Allah’ın ve Rasulünün çağrısını kabul ediniz.” (8 Enfal/24)

“Allah, inananların velisidir (dostudur, koruyucusudur, yöneticisidir), onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” (2 Bakara/257)

“Allah’tan size bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir. Rızasını kazanmak isteyenlere Allah onunla esenlik yollarını gösterir, izni ile onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru yola iletir.” (5 Maide/16)

“Bu, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” (14 İbrahim/1) “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için O ve melekleri sizi destekliyor.” (33 Ahzab/43)

 “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur.” (57 Hadid/9)

Vahyin nur, mizan, furkan, burhan, beyyine, hüküm, zikir, mevize, inzar, sıratı müstakim, hikmet, hidayet, rahmet, hablullah ve urvetu’l-vuska olmasının anlamı budur. Gerçekten de Kur’an; yazılı KİTAP’tır, her şeyi yerli yerinde söyleyen HİKMET’tir, her şeyin ve her işin ölçüsünü veren MİZAN’dır, doğru yola kılavuzluk/HİDAYET’tir, yolu aydınlatan NUR’dur, Allah’tan insanlara RAHMET’tir, hakla batılı ayıran FURKAN’dır, doğruyu ve gerçeği kesin olarak kanıtlayan BURHAN’dır, apaçık delil olan BEYYİNE’dir, bilgilendiren ve yönlendiren MEVİZE’dir, unutanlara veya yüz çevirenlere hatırlatan ZİKİR’dir, baş ağrısına, diş ağrısına, diz ağrısına ve başka bedensel hastalıklara değil, kalplerde olan şirk, küfür, nifak, isyan, haset, bilgisizlik, huzursuzluk ve güvensizlik gibi hastalıklara ŞİFA’dır, inananlara müjde BÜŞRA’dır, inanmayanları korkutarak uyaran İNZAR’dır, din olarak her şey hakkında HÜKÜM’dür, Allah’a güvenenler için URVETÜ’L-VUSKA’dır, kurtuluş için uzatılan HABLULLAH’tır. Kristalin parlayan yüzleri gibi bütün bunlar vahyin birer yüzü ve boyutudur.

Böylece Kitap’la beraber indirildiği, vahyedildiği ve verildiği belirtilen Hikmet’in, Mizan’ın, Hükm’ün ve başka isimlerin Kur’an’dan başka şeyler değil, bir kristalin farklı renkleri gibi onun farklı boyutlardan isimleri veya nitelikleri olduğu, aksine yapılan yorumların tutarlı olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Çünkü bu niteliklere sahip Kur’an’dan başka bir bilgi veya kitap yoktur.

“Yâsin ve hakîm/hikmetli olan Kur’an’a andolsun ki sen kesin olarak gönderilen elçilerdensin ve dosdoğru bir yol üzerindesin” (36 Yasin/1-4) ayetinde bu gerçek açıkça görülmektedir.

1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir