Hristiyan kaynaklarında Hz. Muhammed’e atıf var mıdır?

Categories Diğer DinlerPosted on

Kur’an, Tevrat ve İncil’in Hz. Peygamber’i müjdelediğini haber verir (A’râf 6). Burada verilen İncil ile ilgili haberi, beş husus teyit eder:

Yuhanna İncili’nde Meryem oğlu İsa’dan sonra geleceği ifade edilen Periklytos’a (bozulmuş şekli Parakletos) yapılan müteaddit atıflar (Matta 16-17, 25-26, 30; 26;17, 12-15). Bu kelime, Ârâmiceden Süryaniceye, oradan da Grekçeye taşınırken anlam kaybına maruz kalmıştır.

Uğradığı ağır hasarlı yol kazası, kelimenin aslını tanınmaz hale getirmiştir. Kelime’nin Süryanice aslına ulaşmak için yoğun çaba harcayanlar, karşılarında “çok övülen, övülmüş” anlamına gelen Munhamenna’yı bulmuşlardır. Bunun sıfat ve isim olarak karşılığı Ahmed ve Muhammed’dir. Habeş kralı Necaşi, daha Nebi hayattayken onu kendi kaynaklarında bulduklarını itiraf etmiştir. Kaynaklarımızdaki şekliyle Faraklit problemi, daha Hicri 2. yüzyılın başında fark edilmiştir (es-Sira I, 251).

Yuhanna İncili’nde, zamanının büyük hahamları Hz. Yahya’nın Mesih mi, İliyah mı yoksa ‘o peygamber’ mi olduğunu öğrenmek isterler. Yahya üçü de olmadığını söylediğinde şu cevabı verirler: “Mademki sen ne Mesih, ne İliyah, ne de ‘o peygamber’sin, o zaman ne diye insanları takdis edersin?” (Fâtiha 19-25). Burada Mesih’le Meryem oğlu İsa, İliyah’la İlyas kastedilmektedir. “O Peygamber” için tek şık kalmaktadır: “Övülmüş olan” Ahmed.

Luka İncili’nde Eudokia diye bir karşılık vardır. Bu hedef kelimenin kaynak dildeki karşılığını bulmak istediğinizde, tam bir sağır duvarla karşılaşırsınız. Gerçek manada bir İncil uzmanı olan ve eski bir Süryani papazı olan Benjamin Keldani (Abdülehad Davud), bu kelimenin kaynak dildeki karşılığını Ahmed olarak tespit etmiştir (İncil ve Salib, İstanbul-1999).

M.S. 496 yılına kadar doğruluğu kabul edilip kiliselerde okunduğu halde, hangi endişeyle bilinmez, Papa Gelasius tarafından “zındıkça” ilan edilip yasaklanan Barnabas İncili’nde Hz. Peygamber’in ismi, hem de Arapça aslıyla zikredilmiştir.

Ne ki bu İncil’in orijinal metninin başına diğerlerinden daha ağır bir yol kazası gelmiş, elde kala kala 14 veya 16. yüzyıldan kalma bir İtalyanca tercüme kalmıştır. Varlığı 18. yüzyılda tespit edilen İspanyolca bir nüsha, daha sonra esrarengiz biçimde yok olmuştur. Bu orijinalden istinsah edilerek Oxford University Press tarafından 1907’de basılan eser, iki nüshası hariç, gizemli bir el tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Barnaba İncili, kilisenin 1500 yıllık yok etme siyasetinden her seferinde aldığı ağır yaralarla gizli saklı birkaç tercüme nüsha bugünlere kadar gelebilmeyi başarmıştır. Kilisenin bu konudaki son siyaseti, kendi açtığı yok etme savaşının bu İncil üzerindeki ağır darbe izlerini göstererek, “bakın, bunun aslı faslı belli değil” demekten ibarettir.

“İncil” kelimesinin kökeni meselesi. Bu konuda tüm araştırmaların varıp dayandığı nokta “müjde” manasıdır. Müjde, “gelmesi beklenen sevindirici habere” denir. Peki, İncil’in müjdelediği gelmesi beklenen “sevindirici haber” nedir? Bu soruya Kur’an Hz. Muhammed’i kastederek “Ahmed’dir” cevabını verir (Saf 6).