Kur’an’da cihad kavramı

Categories Geleneksel Din Anlayışı, Kur'an'a Göre DinPosted on

Cihad, “elden gelen tüm çabayı sergileyerek gönül kazanmalı” anlamına gelir.

Kur’anî cihad kavramı “kutsal savaş” anlamına indirgenemez. Bu anlam, terime Kur’an’ın yüklediği anlamı değildir.

Kur’an’da cihaddan ayrı olarak “savaş” (kıtâl) kavramı da geçer. Savaşa izin veren ayette (Hac 39), hatta savaşı zorunlu durumlarda mü’minlere bir sorumluluk olarak yükleyen ayette cihâd değil kıtâl geçer (Bakara 216).

Cihad, “insanın Allah davası uğrunda harcadığı yüksek çaba” anlamına gelir.

“Onlara karşı büyük bir cihatla cihad et!” emrini veren şu ayet, hiçbir savaşın yapılmadığı, kendi canlarına kasteden düşmanlarına karşı mü’minlerin meşru müdafaada dahi bulunmadığı Mekke döneminde inmiştir: “Artık sen inkârcılara uyma ve onlara karşı, bu (vahiy) ile, büyük bir cihatla cihad et!” (Furkan 52)

Ayette cihad ederken kullanılacak şeyin silah değil “söz”, yani “ilahi kelam” olması dikkat çekicidir.

Kur’an’a göre meşru savaşın gerekçesi Müslüman olmamak değil, saldırgan ve mütecaviz olmaktır (Bakara 8-9). Eğer Allah, yeryüzündeki herkesin iman etmesini murad etseydi, bunu yapardı: “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki herkes kesinlikle topyekûn iman ederdi; ne yani, şimdi sen iman edinceye kadar insanları zorlayacak mısın?” (Yûnus 99)

Allah insanların iman etmesini, onların özgür seçimine bıraktı (Kehf 29). Onları imana zorlamak yerine, onları peygamberleri ve kitapları aracılığıyla imana davet etti (Âl-i İmran 110). Meşru savaşın hedefi, yeryüzünde Müslüman olmayan kimse bırakmamak değildir. Kur’an’a göre meşru savaşın hedefi, “inanca baskı”yı (fitne) ortadan kaldırmaktır (Bakara 193).

Kişinin içgüdülerine ve ayartıcı benliğine karşı verdiği mücadele de cihad’ın parçasıdır.