Peygamberimizin itikafa girmesi

Categories Hadis - Kuran ÇelişkisiPosted on

Toplum arasında itikaf, özellikle Ramazan ayında yapılan ve ibadet etmek üzere genellikle on gün gibi bir süre bir ibadethaneye çekilmek olarak kabul edilmektedir.

Hadislerden gelen ise Peygamberimizin itikâfa çekildiğine dair rivayetlerde Ramazan’ın hangi on gününde itikâfa girdiği konusunda çelişkili ifadeler olduğu görülmektedir.

Yaygın olan rivayetlerde peygamberimizin son on günde itikâfa girdiği iddia edilmektedir:

“Resulullah vefat edinceye kadar Ramazan’ın son on gününde itikâfa girer ve derdi ki: ‘Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın’. Resulullah’tan sonra, zevceleri de itikâfa girdiler.”

“Hz. Peygamber Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerlerdi.”

Başka bir rivayette ise Ramazan’ın orta on gününde itikâfa girdiği, yirminci günü sabahı evine döndüğü sonra da gördüğü bir rüya üzerine Kadir gecesini son on günde aramak üzere tekrar itikâfa çekildiği iddia edilmiştir:

“Biz Hz. Peygamber ile birlikte Ramazan’ın orta on gününde itikâfa girdik, yirminci günün sabahı olunca eşyalarımızı (evlerimize) taşıdık…”

Oysa yukarıda da dikkat çekildiği gibi bir rivayette Kadir gecesinin Ramazan’ın bütün gecelerinde aranması gerektiğini söylediği iddia edilmişti.

İtikâf,  bir şeyin üzerine yoğunlaşmak, kapaklanmak gibi anlamlar taşır. Kur’an’ı Kerim’de Kur’an’da Fetih 25, Şuara 71, Hac 25, Embia 52, Taha 91,97, Araf 138. ayetinde kelime anlamı ve başka anlamlarda da geçmiştir.

İtikaf, zamanının belli bir bölümü vakfetmesidir. Ama bu vakfetme zamanı Allah’a vakfetmek değildir. Yani mescitten çıkmama şeklinde değil, ömrünü Allah’a vakfetmesidir.

Müzemmil Suresi’nin 8. ayetinde “İmdi, Rabbinin adını an ve bütün varlığını O’na vakfet!” derken nebiye ömrünü Allah’a vakfet denmektedir.

İtikafın maksatı ise insanın kendinden istifade etmesini sağlamaktır.

Burada amaçlanan kulu kendine çevirmektir. İnsan şeytan tarafından kandırılmasın diye kendisine dönmesi istenmiştir. Tıpkı Oruç gibi bu ibadetlerin hepsinde insanın kendine dikkat çekmesi, ıslah edilmesi istenmiştir.

Islah edici amel ise tek başına değil toplum ile birlikte olur.

İnsan toplumun içinde olarak kendisini onarmalıdır. Sadece kendisi için yaşamak da değil, sadece toplum için yaşamakta değil, bu ikisinin ortasında ayağının biri kendi varlığının üstünde diğeri de toplumsal sorumluluklarının üzerinde olmalıdır. Açları doyurmak, yetimin başını okşamak, fakirlere yardım etmek ıslah edici ameldir.

Bunu da Beled Suresi’nin 12-17 ayetlerinde görüyoruz;

“Bilir misin nedir o sarp yokuş?

 Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır;

veya açlık gününde (muhtaçları) doyurmaktır;

(mesela) yakını olan bir yetimi,

ya da evsiz barksız, yurtsuz yuvasız bir düşkünü…

 Daha sonra, iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir.” Beled 12-17

İtikaf kısacası kendini kaybetmesi değil, kendini bulmasıdır.