Orucun başlama ve bitiş vakitleri

Categories Kur'an'a Göre DinPosted on

Şu ayet orucun gün içindeki başlama ve bitiş vakitlerini tayin eder:

“Fecir vakti, gecenin karanlığından tan yerinin aydınlığı sizin için belirgin hale gelinceye kadar yiyin için! Sonra orucu (güneş batıp) gece oluncaya kadar tamamlayın!” (Bakara 187)

İşte burada sahur ve iftar vakitleri kesin vakitler tespit edilmiş oldu. Önceki şeriat olan Hz. Musa şeriatındaki bir hüküm daha da genişletildi ve Hz. Muhammed şeriatında orucun başlayış ve bitiş vakti yeniden ve daha toleranslı bir biçimde tespit edildi.

Bu vakitlerde bildiğiniz gibi Fecr-i Sadık’ın başladığı vakit ki peygamberimiz böyle tefsir etmiştir bu ayeti. Bir hadisinde yine Buhari ve Müslim’in naklettiği bir hadis;

– Sizi Bilal’in ezanı aldatmasın. (Yani yemeden içmeden alıkoymasın) Siz Ümmü Mektum’un ezanına kadar yiyin ve için.

Yine Müslim’in naklettiği bir başka varyantta;

– Sizi Bilal’in ezanı aldatmasın, orucun başladığı vakit ışığın böyle olduğu değil, böyle olduğu zamandır. Buyurmuşlar.

Yani sahurun bitişi Fecr-i Kâzib’i değil, Fecr-i Sadık’ı göstermiştir. Bu da ışık önce doğu tarafından, önce dikey bir biçimde belirir ama o geçer. Arkasından koyu bir karanlık alır. Onun ardından da yatay bir biçimde yavaş yavaş kendisini hissettiren bir aydınlık belirir.

Yalnız sahur ve iftarın bitiş vakitlerinde ayetin ve bu hadislerin tefsirinde sahabe farklı farklı yorumlarda bulunmuşlar. Onun için de bu yorumlara mutabık olarak farklı uygulamalarda bulunmuşlar. Ashab-ı Kiramdan bazıları dağların, ovaların, yolların ve platoların aydınlanması biçiminde algılamışlar bunu orucun başlama vakti demişler; Yüksekçe bir yere çıktığınızda her tarafın siluetinin, her tarafın yolunu, dağını, tepesini, ovasını görebilinceye kadar yiyip içmektir demişler.

Daha başka bazıları, örneğin Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir; sabah namazının vaktini orucun başlangıcı olarak görmüşler. Hatta öyle rivayetler vardır ki yine sahih olarak Hz. Ali ve Hz. Ebu Bekir’den, namazı kıldıktan sonra sahur yediklerine dair rivayetler vardır.

Ancak meşhur fıkıh ekollerinin müçtehit imamlarının görüşleri bizce ihtiyata yakın görüşlerdir. Onlar zaten ihtiyatı öne almışlar. Onun içinde bu konuda mümkün olduğu kadar ihtiyatlı davranılmasını teklif etmişler.

Tabii ki ihtiyat evladır. Ancak eğer bir mümin sabah namazının vakti çıkmadan bir dakika kala dahi olsa eğer sahurunu yapmışsa onun orucu oruçtur. Caizdir bu böyle bilinmeli. Lakin ihtiyata binaen fecr-i sadıkla beraber oruç başlamalıdır bu ihtiyata daha uygun olandır. Hele hele daha sonra kılınabilecek namaz vaktinin ayrılması gibi bir takım zaruri, dini ve hayati ihtiyaçlarda göz önünde tutularak abdest için hazırlık, namaz için hazırlık, ihtiyaç halinde gusül için zaman aralığı bırakmak açısından bu ihtiyata en layık olandır. Diyanet tüm namazlar da 10’ar dakika ihtiyat süresi koyarken ramazanda bir saat koymaktadır.  Ayetten anlaşılacağı üzere bu sürede gökyüzü tamamen karanlıktır. Özetle ezan okunduktan 45 dakika sonrasına(fecr-i sadık vakti) kadar yenilip içilebilir.