Kur’an Allah sözü müdür?

Categories Dinin Kaynağı Nedir?, Geleneksel Din Anlayışı, Kur'an'a Göre Din, Peygamber AlgımızPosted on

 

Müslümanlar Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğuna iman ederler. Bu bir iman esasıdır. Bu imanın temelinde, “iman” kelimesinin ahlaki karşılığı olan “güven” yer alır. Zira Müslümanlar Hz. Muhammed’in Allah adına yalan söylemeyeceğine iman ederler. Buna delil olarak da, onun samimi ve ayrıntılarını herkesin bildiği yaşantısını gösterirler.

Hz. Muhammed’in vahiy aldıktan sonraki hayranlık verici yaşantısının kaynağı Kur’an’dır. Onun yaşantısında ikiyüzlülüğün ve yalanın zerresine yer yoktur. Onun adı düşmanlarının dilinde bile “el Emin/güvenilir kimse”dir. Bir kimsenin dürüstlüğü hakkındaki en güvenilir tanıklık, düşmanlarının tanıklığıdır.

Öte yandan, Nebi’nin emin oluşunun Kur’an’daki delili, bizzat onun hatasını dile getiren ve onu azarlayan ayetlerin Kur’an’daki varlığıdır. O, kendisine soru soran bir görme engelliyi Mekke kodamanlarına dini tebliğ edeyim derken ihmal ettiği için sert bir biçimde azarlanır (Abese 3-4).

Savaşa gitmemek için izin isteyen ikiyüzlülere izin verdiği için “Allah seni affetsin, niçin onlara izin verdin!” diye azarlanır (Tevbe 43).

Davasında haklı bir Yahudi ile davasında haksız bir Müslümana karşı, davasında haklı Yahudiyi desteklemekte tereddüt ettiği için azarlanır (Nisâ 105-107).

İki yüzlülerin cenazesini kıldığı için uyarılır (Tevbe 84).

Kendisinin asla duyulmasını istemediği iki olay, onun arzusu hilafına vahiy tarafından herkese duyurulur (Ahzab 37, Tahrîm 1).

Kur’an’ın kaynağının ilahi olduğunun bir başka delili de, Kur’an’da Hz. Muhammed’in bireysel tarihinde yer alan çok önemli kişilere, olaylara ve acılara değinilmemiş olmasıdır. Kur’an’da Hz. İsa’nın annesine bir sure ayrılırken Hz. Muhammed’in annesi hakkında bir tek ayet yer almaz. Onun kişisel tarihinde derin iz bırakmış olmasına rağmen, eşi Hatice, amcası ve hamisi Ebu Talib ve kaybettiğinde ağladığı oğlu İbrahim’in ve diğer çocuklarının ölümlerine Kur’an hiç değinmez. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Kur’an’ın kaynağının ilahi oluşunun bir başka delili de Hz. Peygamber’in bilmesi mümkün olmayan kozmik detayların Kuran’da yer almasıdır. Mesela bütün bir uzayın (es-semâ’) sürekli genişlediğini söyleyen Zâriyât 47; gökler ve yer başlangıçta bitişikken sonradan ayrıldığını ve her şeyin sudan yaratıldığını söyleyen Enbiya 30; yeryüzünü yumurtaya benzeten Şems 6; rüzgârın bitkileri aşıladığını söyleyen Hicr 22; bulut sistemlerinin nasıl yağmur oluşturduğutevbesuresinu açıklayan İbrahim 20 ayetleri buna örnektir.

Yine geçmiş peygamberlere ait detaylar ve Rûm suresinin girişinde Bizans’ın yakın gelecekte Sasanilere galip geleceğini haber veren ayetler de (Rûm 2-5) buna örnektir.

Kur’an’ın kaynağının ilahi oluşunun bir başka delili de, insanlık tarihinde görülmüş en büyük iman hamlelerinden birinin Kur’an’ın yetiştirdiği bir avuç insan eliyle gerçekleştiğine tarihin yaptığı tanıklıktır. Muhammedi davetin üzerinden henüz birkaç asır geçmeden bu davete evet diyenlerin yaşadığı coğrafyanın sınırları en batıda İberik Yarımadasından en doğuda Endonezya’ya, güneyde Seylan ve Somali’den kuzeyde Kafkaslar ve Sibiryaya kadar ulaşmıştı.

İslâm’ın tarihsel varlığının ve insan kazanımının bir numaralı sebebi Kur’an vahyidir. Bu açıdan Kur’an’ın vahiy olmasının kıyamete kadar herkese açık bir numaralı delili, onun insan teki üzerindeki dönüştürücü etkisidir. Kur’an’ın muhatabı üzerindeki etkisiyle ona iman doğru orantılıdır. Kişinin Kur’an’a imanı arttıkça, Kur’an’ın o kişi üzerindeki dönüştürücü etkisi de artar.