Sizin iman ettiğiniz hangi Kur’an?  

Categories Kur'an'a Göre DinPosted on

Allah’a, Kur’an’a ve peygamberimize iftiralarla dolu rivayet kültürüne ve geleneğe sarılarak, ne varsa hiç sorgulamadan, Kur’an’a arz etmeden, toptan kabul edenler, Kur’an’ın insan yaratılışına ve tabiatına uygun olan halis dinini yaşanılmaz hale getirdiklerinin farkındalar mı?

Bunun hesabını nasıl vereceklerini hiç düşünmüyorlar mı? Sorulsa hep bir ağızdan “Kur’an kutsal kitabımız” diyecekler.

Ama Ali Şeriati’nin dediği gibi sizin iman ettiğiniz hangi Kur’an?  

Şöyle söylüyor Şeriati: “Evet, sen Kur’an diyorsun, ama hangi Kur’an? Cehaletin elinde teberrük edilip kutsanan bir nesne olan Kur’an mı? Cinayetin mızraklarının ucundaki Kur’an mı? Yoksa çeyrek yüzyıldan daha az bir sürede, çölün dağınık ve düşman kabilelerini birleştirerek, dünyanın egemen güçlerini -Bizans, Sasani- çökerten, insanlığın kaderini ele geçiren, devrimci yapısıyla insanlık tarihinde yepyeni bir medeniyet ve kültür meydana getiren bir kitap olarak mı Kur’an? Daha çok hayata, bilgiye, izzet, kemal ve cihada yönelik! Yaklaşık yetmiş suresinin adını insanı ilgilendiren konulardan alan bu kitap; yaklaşık otuz suresinin adını maddi fenomenlerden alırken, yalnızca iki suresinin adını ibadetlerden alan bir kitap!

Bu kitap, ‘dostunun cehaleti’ ve ‘düşmanının hilesiyle’ yaprakları açıldığı günden beri, yaprakları masraflı olmaya başladı. ‘Metni’ terk edilip ‘cildi’ revaç bulduğundan beri adı ‘okumak’ anlamına gelen bu kitap, okunmaz oldu. Kutsama, teberrük ve mal kazanma işleri gördü. Toplumsal, ruhsal ve düşünsel mesele ve dertlerin cevabı bu kitapta aranmadığından beri, onda soğuk algınlığı, romatizma türünden bedensel hastalıkların şifası aranır oldu.

Uyanıkken terk edip, yatarken başlarının üstüne asarak uyuduklarından beri, görüyorsun ki ölülerin hizmetine sunulmakta, ölüp gitmişlerin ruhlarına ithaf edilmekte ve sesi yalnızca mezarlıklardan duyulmaktadır.

Okumanın, düşünmenin, aydınlanmanın, kavramanın, bilinçlenmenin, yol bulmanın (hidayet), ayağa kalkmanın (kıyam), amel etmenin kitabı olan Kur’an; izleyicilerinin, yükümlülük, seçebilirlik (furkan) ve insani sorumluluğu adına önerdiği tek çözüm; “İstihare” olan, teberrük edilen bir kitap biçimine dönüştürüldü.

İzleyicilerinin ona karşı görevi: Kupkuru bir yüceltme, takdis, tazim, teberrük ve öpmek…

Abdestsiz el sürmemek, bir kılıfa geçirerek aynanın kenarına veya duvarın yüksek yerine asmak…

Kundağın yanına, yeni evin kapısına, misafirin başucuna…

Bazı sureleri, ayetleri de cadıca işlevler, özel törenler, tılsım ve büyüler, cin ve romatizma kovup-gidermeler, büyük büyülerin düğümlerini atmalar… için kullanılır oldu.” Hakikati söylemenin bir bedeli vardır ve Şeriati gibi niceleri bu bedeli ödemişlerdir.