Peygamberimizin tabi olduğu tek şey Allah’ın sözleridir

Categories Peygamber AlgımızPosted on

Peygamberimiz de dini Allah’tan öğrenmekte, Allah’ın ayetleri geldikçe neyi nasıl yapacağı hakkında bilgilenmekte ve Allah’ın ayetlerini en güzel şekilde uygulayarak insanlara örnek olmaktadır.

“Sen bundan önce herhangi bir kitap okumuyordun; onu sağ elinle de yazmıyorsun. Eğer öyle olsaydı bâtıla saplananlar mutlaka kuşku duyacaklardı.” (Ankebut Suresi 48).

Buna rağmen tıpkı peygamberimizin dönemindeki insanların işlerine gelen şekilde bir ayet gelmediğinde peygamberimizden o konu ile ilgili bir ayet derlemesini beklemeleri gibi bugün de insanlar, işlerine gelmediği için Allah’ın ayetleri ile yetinmiyorlar.

Oysa peygamberimizin tabi olduğu tek şey Allah’ın sözleridir:

“Sonra sana da emrimizden bir şeriat (yasa) belirledik; artık ona tabi ol, bilmeyenlerin arzularına tabi olma!” (Casiye Suresi 18).

Kur’an’da peygamberimize, Allah’tan kendisine ne vahyedilirse sadece ona uyduğunu söylemesi emredilmektedir:

“Onlara bir ayet getirmediğinde, ‘Onu da şuradan buradan derleseydin ya’ diye konuşurlar. De ki: Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir.” (A’raf Suresi 203).

Bu ayet açıkça gösteriyor ki peygamberimizin Kur’an dışındaki konuşmaları ilahi değildir. Şayet peygamberimizin her söylediği Allah’tan bir vahiy olsaydı, ayette “Onlara bir ayet getirmediğinde…” denmezdi. Peygamberin ağzından çıkan her söz Allah’tan bir vahiy olsaydı, inanmayanlar, peygamberimizin günlük hayatta ağzından çıkanlar ile Kur’an’ı birbirinden ayırt edemezlerdi ve yeni bir ayet getirmediği için peygamberi eleştiremezlerdi.

Bu ayet gösteriyor ki peygamberimiz insanlara vahiy olarak sadece Kur’an ayetlerini getirmektedir. Yine örneğin: “Ey peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah’ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (Tahrim Suresi 1) ayetinden de görüldüğü gibi peygamberimizin her söylediğinin ve her yaptığının vahiy olmadığı görülmektedir.

Belli ki peygamberimiz kimi zaman kişisel meselelerinde kendi aldığı kararlarla hareket etmiştir. Aksi takdirde peygamberimiz, Allah’ın helal kıldığı bir şeyi kendisine yasaklamaz, Allah da peygamberini helal kılınan bir şeyi kendisine yasakladığı için uyarmazdı.

Yine ayetlerden açık bir şekilde görülebileceği gibi peygamberimizin kişisel ve ailevi kimi durumları da kendisine vahiy ile bildirilmiştir.

Şayet peygamberimizin Kur’an vahyi dışında Allah ile dini anlamda bir irtibatı olsaydı, kendisinden sonra eşleriyle evlenilmesinin veya bundan sonra kendisinin de başka kadınlar ile evlenmesinin ya da onları başka eşler ile değiştirmesinin yasaklanması gibi konular doğrudan peygamberimize bildirilebilirdi.

Yine ayetlerde peygamberimizin uyarıldığını görmekteyiz. Şayet Kur’an vahyi dışında Allah tarafından peygamberimize bir bildirim söz konusu olsaydı peygamberimizin Kur’an ayetleri ile uyarılmasına gerek kalmadan uyarılar doğrudan kendisine bildirilirdi: “Ey Peygamber! Allah’tan kork ve küfre batmışlarla münafıklara boyun eğme! Kuşkusuz, Allah Âlim ve Hakim’dir. Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’a dayanıp güven! Vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab Suresi 1-3).

“Emin ol, bu Kitab’ı biz sana hak olarak indirdik. O halde, dini yalnız Allah’a özgüleyerek O’na kulluk/ibadet et!” (Zümer Suresi 2).

 “Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla ‘inandık’ diyenlerin inkarda yarışırcasına koşanları seni üzmesin.” (Maide Suresi 41).

“Sen de aralarında, Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler.” (Maide Suresi 49).

“Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.” (Maide Suresi 67).

Peygamberimizin sadece Allah’tan aldığı ayetleri tebliğ ettiği ve Allah dilemedikçe beklenti içinde olanlara kendiliğinden herhangi bir ayet ve mucize getirmesinin mümkün olmadığı ifade edilir ayetlerde:

“Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir ayet (mucize) getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!” (En’am Suresi 35).