Kur’an’a göre ilk insanın meydana gelişi

Categories Kur'an'a Göre DinPosted on

Kur’an’da insanın yaratılışına ilişkin ayetler, bir yap-bozun parçaları gibi farklı surelere dağılmış halde bulunur.

Bunları anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde yerlerine yerleştirmek, onu okuyanın ilmi birikimine, fikri emeğine, düşünce kapasitesine ve kavrayış yeteneğine bırakılmıştır.

Kuran’a göre “insanın üzerinden, o tarih, sahnesine çıkıncaya kadar, tüm zamanlar içerisinden belirsiz ve uzun, bir süre geçmiştir ki o, bu süre zarfında anılmaya değer bir şey değildi” (İnsan 1).

Kur’an’a göre insanın insan oluş süreci anlık ve akut bir kopuş sonucu değildir. İnsan, iç içe geçmiş uzun süreçler (etvâr) sonucu meydana gelmiştir (Nûh 71:14).

Bu uzun insanlaşma süreci üç halkadan oluşur:

  1. İnsanlaşmadan önceki elementer yaratılış süreci: Bu süreçte rol oynayan unsurlar şunlardır: “Toprak türü” (Hac 5), “ses veren balçık türü” (Hicr 26), “pişirilmiş balçık türü” (Rahmân 14), “yoğunlaşmış, konsantre çamur türü” (Hicr 28), “(organik varlığın üremesine elverişli hale gelmiş) yapışkan balçık türü” (Sâffât 11), “süzülmüş balçık türü” (Mü’minûn 12).

Bunların hepsi de bildiğimiz toprak ve çamur olmadığını, daha özel bir şey olduğunu ima edecek şekilde belirsiz kiple gelir.

  1. İnsanlaşmadan önceki biyolojik yaratılış süreci: “Biz her canlıyı sudan var ettik” (Enbiya 30). Tek hücreli canlı (nefs-i vahide) önce yaratılıyor (Nisâ 1). Kur’an ilk insana verilen “Âdem” ismini, aynı zamanda Âdemoğulları anlamında kullanır (A’râf 11). Âdemoğulları’nı sembolize eden Âdem’in yaratılışı “O, ‘ol’ dedi; o da oldu” şeklinde değil, “O, ‘ol’ dedi; o da oluş sürecine girdi” şeklinde ifade edilir (Âl-i İmran 59). Zira ibaredeki feyekûn muzari fiili, “yenilenme” (teceddüt) ve “süreklilik” bildirir ve üç zamanı birden ifade eder: ‘‘Geniş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman.”

Bu iki sürecin sonucunda ortaya çıkan canlıya Kur’an, “beşer” adını veriyor (Hicr 28). Daha sonra insanlaşan “beşer”, beşerliğini hep beninde içkin olarak taşıyacaktır. İnsan henüz beşerken, Allah canlılar içinden, akıl, irade ve vicdanı temsil eden ruh üflemek için bir seçim yapıyor (Âli İmran 33). Seçilen canlıya “akıl, irade ve vicdanı” temsil eden ruh üfleniyor ve melekler işte bu ruha boyun eğmekle emrolunuyor (Bakara 9).

Melekler Allah’a “Sen yeryüzünde fesat çıkarmakta olan (yufsidu) ve kan dökmekte olan (yesfiku) birini mi halife tayin edeceksin?” diyorlar. Zira insan, henüz akıl ve iradeyi temsil eden ruh üflenmeden önceki beşer haliyle “fesat çıkarmaktadır” ve “kan dökmektedir”.

İnsanoğlunun ilk kan grubunun 0 olması ve 0 grubunun da etobur olması, insanın beşerken kan döktüğü hakikatini teyit eder. Ruh üflenince “eşyaya isim koyma yeteneği”, yani akletme ve muhakeme yeteneği kazanmıştır (Bakara 31).

Burada anahtar “üflenen ruh” ile “can”ın eşitlenmemesidir. Zira can hayvanlarda da bulunur, fakat vahiy ruhun sadece insana üflendiğine işaret etmektedir.

  1. Anne karnındaki embriyolojik yaratılış süreci: Bu insanlaşmadan önce de, insanlaştıktan sonra da geçerli olan süreçtir. Tıpkı günümüzde hayvanlarla insanların ortaklaşa paylaştıkları bir süreç olduğu gibi. Bu süreç, günümüz tıp ilminin de teyit ettiği bir şekilde ele alınır (Mü’minûn 14).

Kur’an her insanın (el-insan) “hayat tohumundan” (nutfe) yaratıldığını söylüyor (İnsan 2). Gramer kuralları gereği İnsan suresinin 2. ayetinde geçen ve türün tamamını kapsayan “el-insan”a ilk insan da dâhildir. Kaldı ki, hayat tohumundan yaratılmak sadece insana has değildir. Başta beşer olmak üzere, tüm hayvanlar da hayat tohumundan yaratılmaktadır.