Osmanlı’dan miras geleneksel anlayış

Categories Geleneksel Din AnlayışıPosted on

Osmanlı’da, İslamiyet’le uyumlu bir şekilde, birçok güzellikler ortaya konmuş; Allah’ı çok anan, İslam ahlakının güzelliklerini üzerinde taşıyan birçok kişi, bu impatorluğun topraklarında, bu impatorluğun sağladığı olanaklar sonucunda yetişmiştir.

Fakat mezhepçi anlayışın eksiklikleri ve yanlışları da kendini göstermiştir. Osmanlı padişahları Sunniliğin halifesiydiler ve Sunniliğin dört mezhebinden biri olan Hanefi mezhebindendiler.

Bu tarihsel süreçte dinimiz, bu topraklarda, Hanefi mezhebi ile eşitlendi.

Bugün din adına ortaya konan kadına bakış açısından, ibadetlere kadar her husus bu mezhebin izahlarının etkisi altındadır. (Mezheplerin kökleri de Emevi, Abbasi dönemlerine kadar gider.) İşte tam da bu mezhepçi sistem üzerinde reform yapılması gerekmektedir.

Fakat yapılan bu reforma dinde reform denmez. Çünkü bu yaklaşım; dinin özüne, kaynağına (Kuran’a) döndürülmesini gerektirir. Allah’ın sisteminde reform (değiştirerek yeniden yapılandırma) düşünülemez. Çünkü Allah’ın sözlerini, Allah’ın hükmünü insanlar değiştiremez.

Sunni mezheplerin, Hanefiliğin dinimizde yaptığı değişiklik (reform) ve bunun sonucu ortadadır.

Yapmamız gereken; mezheplerin Kuran-dışı izahlarını reddetmek ve Kuran’a gidip din adına her konuyu Kuran’dan çıkarmak, böylece dinimizi Kuran’a göre yapılandırmaktır. Eğer biri bize, dini bir konuda bir çıkarım, bir hüküm söylerse; “Bu izahını neye göre yapıyorsun?” diye sormalıyız.

İzah eğer Kuran’a dayandırılmıyorsa, din adına bir şey ifade etmez.

Bu izahları yapanlar ister şeyh olsun, ister müftü olsun; dini izahlar, ağzından çıktıkları kişinin makamına göre değil, Allah’ın kitabı Kuran’da dayanakları olmalarıyla geçerlilik kazanırlar.

Tüm bu felaketlerden kurtuluşun formülü çok basittir: Allah’ın kitabı Kuran’ı ele alıp, geri kalan her kaynağı bir kenara bırakmak. Tüm ibadetleri, dini ahlakı, insanlar arası ilişkilerdeki dini gerekleri; yani hem teoriyi, hem hayatın pratiğini Kuran’a giderek öğrenmek.

Kuran’da geçmeyen hususların dinle alakası olmadığını, Kuran’ın açıklamadığı konularda Allah’ın kendi tercihimizi belirleme hakkını bize verdiğini bilmek. Hiçbir mezhebe bağlanmamak, “Müslüman” ismi dışında hiçbir isme gerek duymamak. Böylece tek din, tek kitap, tek isim etrafında birleşmek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir