Nefisteki kendini beğendirme çabası

Categories Dinin Kaynağı Nedir?Posted on

Belki de çoğumuz için hayatta en çok beğendiğimiz şey kendimiziz. Ne çok beğeniriz kendimizi, ne çok severiz. Kendimizi çok beğendiğimiz için başkalarını beğenmez ancak beğenmediğimiz başkalarının bizi beğenmesini isteriz. Bizden de önem verdiğimiz şeylerden de daha önemli bir şey yoktur hayatta. Beğenilmek en doğal insani duygulardan biri olsa gerek.

Her birimiz az ya da çok beğenilmek isteriz. Çocukluktan başlar bu tutkumuz. Örneğin ilkönce kardeşlerimizle rekabet içine gireriz. Ebeveynlerimizin gözüne girmek olur genelde ilk hedefimiz. Hep bir şeyleri iyi yapmaya çalışır, bazen de her şeyin en iyisini bizim yapabileceğimize inandırırız kendimizi.

Mahalledeki arkadaşlarımız vardır bir de. Onlarla da kıyasıya bir rekabete gireriz. Kimin daha fazla gol atacağı ya da kimin ağacın en yükseğine çıkacağı gibi oyunlarla kendimizi ispat etmeye çabalarız. Sonra okul başlar… Okul demek yeni rekabet alanı demektir. Öğretmenin gözüne girmek; bunun için bazen en yakın arkadaşlarımızı bile şikâyet etmek, sınıf başkanı olabilmek, beden eğitiminde en güzel taklayı atabilmek, en hızlı koşabilmek ve her sene sınıf birincisi olmak gibi şeyler olur hedeflerimiz. Arkadaşlarımız arasında popüler olmak isteriz.

Ne yapsam insanlar beni beğenir değil, ne yapsam Rabbim beni beğenir demek gerekir. Ömür bu kadar kısayken insanlar bizi beğenmese de olur.

Hep bir şeylere ulaşmak, hep bir yerlere gelmek ve bu arada sürekli olarak beğenilmek isteriz. Yapmayacağımız şey kalmaz bunun için. Defalarca eğeriz başımızı. El üstüne el öperiz. Secde üstüne secde ederiz. Ödün veririz çoğu zaman kendimizden, karakterimizden, insanlığımızdan. İlkesizlik olur ilkemiz. Başarıdır tek derdimiz. Bir yandan da herkes bizi beğensin isteriz.

Ey nefsim! Bunca lütuf ve rahmet karşısında Allah’a şükrü çok görürken, keşke ufak bir dünya menfaati için önüne gelene secde etmesen.

Samimiyetten uzak yaşarız neredeyse hepimiz. Allah varken kendimizi kimlere sevdiririz. Hep birileri bizden olsun isteriz. Bize destek olmalarını bekleriz. Bir işimiz olduğunda zorluk çekmeden kolayca halletmek isteriz. Kimlere güvenip dayanırız hayatta. Kimlerden güç alırız. Kendisine bile kefil olamayan, bir dakika daha yaşayacağı garanti olmayan insanlara. Şayet herkes bir gün yok olacaksa, Allah’tan başka kimse yok demektir gerçek anlamda. Şayet güvenip dayandığımız her şeyi ve herkesi Allah yaratmışsa, yaratan varken neden yönelir insan yaratılana?

Ey nefsim! Kendini Allah’a beğendirmek varken fani varlıklara beğendirme çabası niye? Allah’ın verdiklerinin yanında ne verebilirler bize?

Allah, rahmet ve sevgi kapılarını alabildiğine açmışken, kim var ki Allah’tan daha fazla sevilip güvenilmeyi hak eden?

Kim var ki bizi O’nun gibi şefkatle kucaklayacak olan?

Kim var ki bizi bizden daha iyi bilen?

Kim var ki bizi herkesten çok koruyup gözeten?

Allah’ın rahmet kapısından başka kapı olmadığını bilmeliyiz. Biz o kapıyı açmadıkça tüm ömrümüzce gerçek sevgi, güven ve muhabbet nedir hiç bilmeyeceğiz. İnsanların bizi beğenmesinin nereye kadar önemi olabilir? Önemli olan Allah’ın bizi beğenmesi değil midir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir