Müslümanın “sünnet” anlayışı

Categories Sünnet KavramıPosted on

Kuran’da geçmeyen ve “sünnet” başlığı altında sunulan unsurlar; Müslümanların uygulaması gerekli, hiçbir şekilde değiştirilemeyecek olan evrensel hükümler değildir.

Oruç tutmak, sabah namazını kılmak, domuz eti yememek, dürüst olmak gibi; İslam’ın evrensel, bu dünyanın sonuna dek geçerli prensipleriyle bunlar bir tutulamaz. Fakat bu, bu uygulamaların hepsinden İslam ümmetinin vazgeçmesi gerektiği anlamını da taşımaz.

“Sünnet” olarak sunulanları üç kategoride inceleyip, bu üç kategoriye de farklı yaklaşımlar göstermemiz gerektiğini savunuyoruz. Bunların birincisinde, “sünnet” başlığı altında; Kuran’a ters veya insan sağlığına zararlı veya bu ümmetin aleyhine unsurlar dile getiriliyorsa, bunlardan hemen vazgeçmek gerekir. Örneğin kadınların sünnet edilmesi bunlardan birisidir.

İkincisinde, “sünnet” başlığı altında; Kuran’a aykırı olmayan, insana zararı da olmayan, kültürel unsurlar gibi tercihler dile getirilmektedir. Örneğin sakal bırakmak bunlardan birisidir. Bunların dinin evrensel hükümleriyle ilgisi olmadığını belirtmek önemli olmakla beraber, bunlar şahsi tercihler veya kültürel öğelerdir, bunlardan vazgeçip geçmemek, kişilerin şahsi tercihleriyle ilgilidir, bunları din adına ne övmek ne de yermek gerekir.

Üçüncüsünde, “sünnet” başlığı altında; Müslüman ümmetinin ibadetlerine düzen veren, ümmeti kaynaştıran veya Kuran’ın koyduğu ana prensiplere hizmet eden unsurlar savunulur. Bunların da İslam’ın evrensel hükümleriyle aynı kategoride olmadığını belirtmek önemlidir ama “ümmetin sünneti” olarak bu faydalı unsurların muhafazası yararlı olacaktır.

Örneğin ezanın bütün İslam ümmetinde aynı formatta okunması; Kuran’a uygun sözlerle ibadete çağrı yapılmasına, ibadete çağrıda bir düzen olmasına ve dünyanın her yanında ümmetin aynı formatla ibadete davetine hizmet etmektedir.

Örneğin teravih namazı; Allah’ın daha çok anılması için Müslümanları toplar, Ramazan ayının ibadetin bollaştığı bir ay olmasına hizmet eder. Namaza düzen veren uygulamalar veya Cuma namazının kılınması için belli bir saatin ilan edilmesi; toplu ibadetlerde kargaşıyı önleyen unsurlar olarak ümmete hizmet etmektedirler. Örneğin Ramazan ve Kurban bayramları; Müslümanların birbiriyle kaynaşması gibi Kurani açıdan önemli bir ilkeye hizmet etmektedir. Allah’ın anılmasına ve Müslümanların kaynaşmasına hizmet eden bu tarzdaki “ümmetin sünnetleri”ni muhafaza etmemiz faydalı olacaktır.

Fakat bunların İslam’ın evrensel hükümleri olmadığı ve gereğinde bunlarda kimi yeni düzenlemelere gidilebileceği de bilinmelidir. Örneğin ezanın okunmasının yasak olduğu yabancı bir ülkede, namaza çağrı; minarede ışık yakmak gibi bir yöntemle gerçekleştirilebilir. Diğer yandan farzlar gibi bağlayıcı olmayan bu unsurlar terk edilebilir; Kuran’da olmayan namazları istemeyen kılmaz, istemeyen bayramlarda Müslümanlarla kaynaşma yerine tatilden yana tercihini kullanabilir. “Ümmetin sünneti” esnekliği olan bir alandır, fakat bu alanla ilgili hususların eğer İslam’ın evrensel prensiplerine, Müslümanlar için gerekli düzene ve Müslümanların kaynaşmasına yol açtığını tespit ediyorsak; bunlardan vazgeçmemek, hatta sahip çıkmak. Bizce, aklını kullanan her Müslümanın yaklaşımı olmalıdır. Kuran’ın anlattığı bir İslam’ı savunmak, bazılarınca, hatalı bir şekilde, tüm bunlara karşı çıkmak sanılmaktadır.

Oysa Kuran’ın savunduklarından olan “adalet” ve “Müslümanlar’ın kaynaşması” gibi hususlar Müslümanların kimi düzenlemelere gitmelerini gerektirir. (Kuran nasıl mahkeme kurulacağını veya kaynaşmanın şartı olan ortaklıkların hepsinin neler olacağını belirtmez.) Kuran bu detayları vermez; Kuran’ın bu yaklaşımı, bu alanda bir esneklik oluşturarak kolaylık sağlamaktadır. Oluşmuş olan “ümmetin sünneti” bu alanda Müslümanlara yardımcıdır, bu sünnette “insani” bir yön vardır, bu insani yön kategorik olan bunları Kurani hükümlerden ayırır, esnek ve değişkenliği mümkün bir alan kılar. Fakat ortak bir yaşam alanı olan bu dünyada “ümmetin sünneti” gibi bir zenginliğe muhtaç olduğumuzu ve bunları değerli kılanın da Kurani ilkelere hizmetleri olduğunu unutmamalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir