Mezhepsiz din olmaz mı?

Categories MezheplerPosted on

Öyle bir din düşünün ki kutsal kitabı “hep birlikte Allah’ın ipine yapışın”, “fırkalara bölünüp parçalanmayın”, “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın”, “kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın” diyecek ama inananlar bunca fırkaya ayrılıp ayrılığa düşecek ve kendileri gibi düşünmeyenleri din dışı ilan edecekler.

Kimi mezhep ve tarikat mensupları, başka mezhep ya da tarikattan olan ve namazda imamlık yapan birinin arkasında namaz kılmıyor ve başka mezhebe bağlı Müslümanlar ile aynı safta namaza durmuyorlar.

Hatta kimi zaman birbirlerini Müslüman olarak dahi görmüyorlar.

Durum bu kadar vahim.

Kur’an’da peygamberimize: “Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere (mezheplere) bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.” (En’am Suresi 159) denilir.

Buna rağmen birileri kalkıp “mezhepsiz din olmaz” der ve hatta mezhebinin görüşlerini Allah’ın sözlerinin önüne geçirirler.

Oysa Allah daha önceki peygamberleri ve inananları uyardığı gibi bizleri de uyarır: “Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!” (Şura Suresi 13).

Allah, insanlığın vahiy ile müşerref olduğu ilk günden son nebi Hz. Peygambere gelen son vahye kadar kendisine teslim olan kullarını göndermiş olduğu kitap ve sayfalarda “Müslüman” olarak tarif etmiştir. Buna rağmen inananların çoğunluğu bu şerefli isim ile yetinmeyip bunun önüne, arkasına ekler koymuş ya da falanca mezhebe, filanca tarikata veya cemaate bağlı “Müslümanlar” olarak kendilerini ifade etmişlerdir.

Bu da yetmezmiş gibi insanları din adına Allah’ın Kitabı’na davet edenleri, geçmişten beri gelen dini geleneği inkâr etmekle ve sapkınlıkla suçlayarak çoğunluğun duygularını istismar etmiş ve Kur’an’a davet eden inananları dinden çıkmakla ve Allah’ın Resulü’nü devre dışı bırakmakla itham etmişlerdir.

Oysa Allah’a gerçek anlamda teslim olmuş bir inananın kazanabileceği en şerefli sıfat Müslüman, illa bir şey ile anılacaksa birlikte anılacağı en şerefli şey de Kur’an’dır.

Ayetler açık bir şekilde durumu özetliyor bize: “Allah uğrunda O’na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim’in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap’ta da “Müslümanlar” diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. O’dur sizin Mevlâ’nız. Ne güzel Mevlâ’dır O, ne güzel yardımcıdır O!” (Hac Suresi 78).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir