Kadın niçin tesettürlüdür?

Categories Genel, Kur'an'a Göre DinPosted on

 

Kur’an’ın tesettür (hicab) konusundaki ayeti şudur:

“Mü’min kadınlara da söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar, cazibe ve güzelliklerini, bunlardan kendiliğinden görünen kısımlar dışında, (kamuya) açmasınlar; bunun için de, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar; cazibe ve güzelliklerini yalnızca kocalarına, babalarına, kayınbabalarına, oğullarına, üvey oğullarına, kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kendi (evlerindeki) kadınlara, meşru şekilde malik oldukları kimselere, ya da emirleri altındaki cinsel arzudan yoksun erkek hizmetlilere, veya kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklara açabilirler; bir de yürürken, gizli olan ziynetlerini teşhir etmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Siz ey iman edenler! Topyekûn günahları terk edip Allah’a yönelin ki, mutluluk ve kurtuluşa erebilesiniz.” (Nûr 31)

Ayette kendiliğinden görünen kısımlar ile kastedilen, yüz, eller ve ayaklardır. Bu organların örtülüp örtülmemesi, Kur’an’a dayalı değil geleneğe dayalı uygulamadır.

Teşhir edilmemesi istenen cazibe ve güzellikler, kamuya açılmayıp özel kalması gereken kişisel cazibe ve güzelliklerdir. Özel alanda kalması gereken cazibe ve güzelliklerin kamuya açılmama emrinin iki amacı vardır:

  1. Kadının kişiliğini, dişiliğinin önüne alarak istismarını önlemek.
  2. Geleneğin etkisiyle sosyal hayattan dışlanmış olan kadını sosyal hayata dâhil etmek. Tersi bir uygulama, karşıt cinsler arası ilişkinin şahsiyet değil cinsiyet odaklı bir ilişkiye dönüşmesine yol açacaktır.

 

Özetle, tesettürden amaç üç unsurun ahlakının gözetilmesidir:

  1. Kadın: Özel olan cinselliğini genelleştirip kamuya açmayacak.
  2. Erkek: Karşıt cinsle cinsel odaklı ve istismar edici bir biçimde ilişkiye girmeyecek.
  3. Toplum: Kadın-erkek ilişkilerini sağlıklı bir zemine oturtacak. Humurun tekil formu olan hımâr, “başörtüsü” demektir.

 

İçkiye de, aklı bürüyüp örttüğü için aynı kökten gelen hamr adı verilmiştir.

Bu iki kelimenin buluştuğu nokta “baş”tır. Mesela küfür de “örtmek” anlamına gelir. Fakat başa değil kalbe nisbet edildiği için, farklı kökten bir kelime kullanılmıştır.

Dönemin hür kadınlarının öteden beri kullandıkları başörtüsü, baştan aşağı sarkıtılan ve bir parçada süs işlevi gören bir aksesuardı. Bu örtü, elbiselerin yaka hizasında yer alan, göğsü ve göğüsteki takıları gösteren açıklığı (cuyûb) örtmezdi.

“Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar” ibaresi, açık bırakılan boyun ve gerdanların da başörtüsüyle kapatılması talimatını içermektedir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir