Hz. Âdem ve eşinin yaratılışı

Categories Geleneksel Din AnlayışıPosted on

İslam kültürüne giren yanlışlardan, hurafelerden biri de Hz. Âdem’in nerede yaratıldığı ve eşinin nasıl yaratıldığı meselesidir. Bu yanlış nereden geliyor?

Elimizdeki kısmen tahrife uğramış Tevrat’tan geldiğini; İsrailiyat kültürünün İslami kültürü etkilemesinden kaynaklandığını anlıyoruz. Bu konulardan ilki Hz. Âdem’in nerede yaratıldığı meselesidir.

Genel anlayış ve anlatışa göre Hz. Âdem cennette yaratılmıştır. Orada işlediği suç/günahtan dolayı kovulmuş ve yeryüzüne inmiştir. Şimdi bunun doğru bir öğreti olup olmadığını sorgulamak zorundayız. Bu öğretiyi Kur’ân onaylıyor mu? Onaylamıyorsa nereden geliyor? Bu öğretide çelişki var mı? Varsa bu çelişki nedir ve nasıl düzelir? Hz. Âdem bu dünyada, bu dünyanın toprağından yaratıldı.

Kur’ân, bu toprağın çeşitli evrelerden geçip insan haline geldiği açıklamaktadır. Bu evreleri şu âyetlerde buluyoruz: “Onu topraktan yarattı” (Âl-i İmran, 29); “ve ilk başta insanı çamurdan yarattı” (Secde, 7); “Şüphesiz Biz, onları yapışkan bir çamurdan yarattık” (Sâffat, 11); “Ben, kupkuru çamurdan bir beşer yaratacağım” (Hicr, 28); “özlü kara balçıktan”(Hicr, 26); “Allah, insanı çömlek gibi pişmiş çamurdan yarattı” (Rahman, 14).

Âyetlerde görüldüğü gibi, önce toprak, sonra çamur, sonra yapışkan çamur, sonra kurumuş çamur, sonra kara balçık, sonra pişmiş çamur safhalarından geçmiştir. Bu safhaların ardından, Yüce Allah kendi ruhundan ona üfleyip diriltmiştir. “Ona en uygun biçimi verip kendi ruhumdan üfürdüğüm zaman” (Sâd, 72).

Bu toprak ve onun geçirdiği evreler, yerkürede olmuştur. Bakara sûresinin 30. âyetinde, Yüce Allah meleklere ‘yeryüzünde bir halife yaratacağını’ söylemişti. Bütün bu âyetlere rağmen birisi çıkıp, ‘Hz. Âdem, öldükten sonra gideceğimiz ahiretteki cennette yaratıldı’ diyebilir mi? Diyorlar, çünkü Hz. Âdem’in o cennetten kovulup yeryüzüne indiği yazılmakta, öğretilmekte ve inanılmaktadır.

Hem ‘bu dünyadaki topraktan yaratıldı’ diyeceksiniz, hem de ‘bu dünyaya yaratılmış bir varlık olarak indirildi’ diyeceksiniz. İşte bu inanış biçimi tamamen çelişkilerle doludur. Burada sözde âlimleri aldatan kavram “cennet”tir.

“Cennetten kovuldu” deyince, bu cennetin ahiretteki cennet olduğu anlaşılmaktadır. Hâlbuki kovulduğu cennet, bu dünyadaki cennettir. Hz. Âdem Mekke’de yaratıldı. O dönemde Mekke ve civarı, yukarıdan bakınca toprağı görülmeyecek şekilde bitik yere biz ‘bahçe, bostan’ anlamında ‘cennet’ deriz.

Sebe sûresinin 15. âyetinde ifade edilen cennet de budur. Yüce Allah, Hz. Âdem’i cezalandırırken, bu cennet olan yeri çöle çevirdi. İşte, kovulma olayı budur. Diğer taraftan, Hz. Âdem’in eşinin yaratılışı konusu da tartışmalıdır. Bizim Havva ismi ile andığımız ama Kur’ân’da Hz. Âdem’in “eşi” olarak geçen validemizin, Hz. Âdem’in eğe kemiğinden yaratıldığı hem tefsirlerde, hem de hadis kitaplarında yer almaktadır.

Hz. Havva’nın Hz. Âdem’in eğe kemiğinden yaratıldığı meselesini sorgulamamız gerekiyor. Bu bilgi doğru mudur? Doğru değilse, nereden geliyor? Bu sorgulamayı yapınca cevabımız, bu bilginin yanlış olduğundan yanadır. Çünkü bu bilgi Kitab-ı Mukaddes’ten gelmektedir, yani İsrailiyat hikâyesinden başka bir şey değildir.

Şimdi, Kitab-ı Mukaddes’in Tekvin (Yaratılış) bölümü Bab 2’nin 8. âyeti şöyledir: “Ve Rab, yerin toprağından adamı yaptı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve adam yaşayan can oldu”; “ve Rab Allah, adamın üzerine derin uyku getirdi ve o uyudu ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapadı; ve Rab, adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu adama getirdi. Ve adam dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir, buna nisa denilecek, çünkü o insandan alındı.” (Kitabı Mukaddes, Tekvin, 21-23) “Hz. Havva, Hz. Âdem’in eğe kemiğinden yaratıldı; eğe kemiğini doğrultmaya kalkarsanız kırarsınız. Onun için, kadın daima eğridir; doğrultmaya kalkarsan kırarsın” ifadesi, hadis kitaplarında ve diğer kaynaklarda da yer almaktadır.

Mesela: “Buhari” adlı hadis kitabının Nikâh kitabının 79-80. hadislerinde bu ifadeler vardır. Eğri kemiklere sahip olan erkek doğru oluyor da, bir eğe kemiğinden yaratılan kadın nasıl eğri oluyor? Kaldı ki, Nisa 1 ve A’râf 189. âyetlere göre Âdem ile eşi ayrı ayrı, tek bir cevherden yaratılmıştır.

Bu âyetlere bakmadan, kadının eğe kemiğinden yaratıldığı ve o nedenle eğri olduğu şeklindeki İsrailiyat hikâyelerine inanmak ve o şekilde anlatmak, İslam ve Kur’ân adına çok büyük bir hatadır.

Bunlar nasıl bir Allah’a inanıyorlar? O’nun kudret çamuru bitmiş ve çamurdan bir kadın yaratmış; dönüp Hz. Âdem’e demiş ki ‘ver bana bir kemik, yaratayım sana bir hanım’. Bu nasıl bir anlayış ve nasıl bir hurafedir? ‘Eğrilik’ kadının biyolojik yapısından gelmez, çünkü eğrilik insanın kaderi değildir.

‘Eğrilik’ sonradan elde edilen, toplumsal ilişkilerden gelen, cehaletten kaynaklanan bir davranış biçimidir. Eğriliği biyolojik bir nedene bağlamak, Hıristiyanlıktaki nesilden nesile intikal eden “aslî günah”a benzetmek olur.

İsrailiyat hikâyeleriyle İslam anlatılmaz.

Hem âyetlere ters düşülür, hem kadına iftira edilmiş olur, hem de Kur’ân’ın kader anlayışı derinden yaralanır.

Din eğitimini akademisyen olarak sürdürenler, elbette bu konuları sorgulayacak, Kur’ân’ın egemenliğinde cevaplandıracaklardır. Doğru ile yanlışı Kur’ân’la ayıracaklardır. (Nisa, 105; Nahl, 64) Kur’ân, bu âyetlere göre ihtilafları çözer ve Yüce Allah’ın gösterdiği şekilde görmeyi, hüküm vermeyi sağlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir